KLİNİK ÇALIŞMA / RESEARCH ARTICLE
FLORA 2013;18(4):181-187

Nozokomiyal Kan Dolaşımı İnfeksiyonu Etkeni Olan
Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae
Suşlarında Genişlemiş Spektrumlu Beta-Laktamaz
Sıklığı ve Antibiyotiklere Direnç Durumu


The Prevalence of Extended-Spectrum Beta-Lactamase and Antibiotic Resistance
among Escherichia coli and Klebsiella pneumoniae Isolates Responsible for
Nosocomial Blood-Stream Infections

Cem ÇELİK1, Mustafa Gökhan GÖZEL2, Elif Bilge UYSAL3, Mustafa Zahir BAKICI3, Aynur ENGİN2,
Uğur TUTAR4

1 Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Sivas, Türkiye

2 Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı,

Sivas, Türkiye

3 Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi, Klinik Mikrobiyoloji Laboratuvarı, Sivas, Türkiye

4 Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Sivas, Türkiye

ÖZET

Giriş: Bu çalışmada nozokomiyal kan dolaşımı infeksiyonlarından izole edilen Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae suşlarının genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (GSBL) üretim sıklığı ve kullanılan antibiyotiklere direnç oranlarının tespit edilmesi amaçlanmıştır.

Materyal ve Metod: Çalışmamızda 2009-2012 yılları içerisinde Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Hastanesinde kan dolaşımı infeksiyonlarından izole edilen E. coli ve K. pneumoniae suşları incelenmiştir. Suşların tanımlanması ve antimikrobiyal duyarlılık testleri "Clinical and Laboratory Standards Institute (CLSI)" önerilerine göre otomatize sistem (BD, Phoenix, USA) kullanılarak yapılmıştır.

Bulgular:  Çalışmamızda nozokomiyal kan dolaşımı infeksiyonlarından izole edilen 321 E. coli ve 104 K. pneumoniae suşu incelenmiştir. Kan kültürlerinden izole edilen E. coli suşlarının %38.3'ünde, K. pneumoniae suşlarının ise %26.9'unda GSBL varlığı tespit edilmiştir. Karbapenemlere karşı suşların hiçbirisinde direnç saptanmamıştır. Amikasin bu suşlara karşı ikinci sırada en az direnç gelişen antibiyotik olarak görülmüştür. Nozokomiyal toplam 425 suşun 134'ü yoğun bakım ünitelerinden, 291'i ise diğer servislerden izole edilmiştir. Yoğun bakım ünitelerinden izole edilen suşların %56'sı E. coli, %44'ü ise K. pneumoniae olarak bulunmuştur. Yoğun bakım ünitelerinden izole edilen E. coli suşlarının %57.3'ünde, K. pneumoniae suşlarının ise %30.5'inde GSBL varlığı tespit edilmiş, bu oran diğer servisler için sırasıyla %32.5 ve %22.2 olarak bulunmuştur.

Sonuç: E. coli ve K. pneumoniae suşlarıyla yapılan çalışmalarda tüm dünyada artan direnç oranları bildirilmektedir. Bu durum ileriye dönük endişeleri beraberinde getirmektedir. Bu nedenle direnç gelişimiyle ilgili bilgiler sürekli güncellenmelidir. Çalışmamız sonucunda ortaya koyduğumuz lokal verilerin, ilgili bakterilere bağlı nozokomiyal kan dolaşımı infeksiyonlarıyla mücadelede kullanılarak başarılı ampirik tedavi modellerinin oluşturulmasında ve bu mikroorganizmaların yayılımının önlenmesinde etkili olabileceğini düşünmekteyiz.

Anahtar Kelimeler: Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae, Nozokomiyal infeksiyon, Antibiyotik direnci, Genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz

SUMMARY

The Prevalence of Extended-Spectrum Beta-Lactamase and Antibiotic Resistance among
Escherichia coli and Klebsiella pneumoniae Isolates Responsible for Nosocomial Blood-Stream Infections

Cem ÇELİK1, Mustafa Gökhan GÖZEL2, Elif Bilge UYSAL3, Mustafa Zahir BAKICI3, Aynur ENGİN2,
Uğur TUTAR4

1 Department of Medical Microbiology, Faculty of Medicine, University of Cumhuriyet, Sivas, Turkey

2 Department of Infectious Diseases and Clinical Microbiology, Faculty of Medicine,

University of Cumhuriyet, Sivas, Turkey

3 Laboratory of Clinical Microbiology, Faculty of Medicine, University of Cumhuriyet, Sivas, Turkey

4 Department of Nutrition and Dietetic, Faculty of Health Sciences, University of Cumhuriyet, Sivas, Turkey

Introduction: This study aimed to identify the extended-spectrum beta-lactamase (ESBL) production prevalence of Escherichia coli and Klebsiella pneumoniae strains isolated from nosocomial bloodstream infections as well as their resistance to the antibiotics used.

Materials and Methods: This study examined the E. coli and K. pneumoniae strains isolated from blood-stream infections at the Health Care and Research Hospital, Faculty of Medicine, Cumhuriyet University, between 2009 and 2012. Strain description and antimicrobial susceptibility tests were carried out using an automated system (BD, Phoenix, AZ, USA) based on the recommendations of the Clinical and Laboratory Standards Institute (CLSI).

Results: This study examined 321 E. coli and 104 K. pneumoniae strains isolated from nosocomial blood-stream infections. ESBL was found in 38.3% of E. coli strains and in 26.9% of K. pneumoniae strains isolated from blood cultures. No resistance was found in any strains to carbapenems. Amikacin was considered to be the second-least resistant antibiotic for these strains. One hundred and thirty-four of the 425 nosocomial strains were isolated from intensive care units and 291 from other services. Fifty-six percent of strains isolated from intensive care units were found to be E. coli and 44% as K. pneumoniae. ESBL was found in 57.3% of E. coli and 30.5% of K. pneumoniae strains isolated from intensive care units, and this ratio was found to be 32.5% and 22.2%, respectively, for other units.

Conclusion: Increasing rates of resistance are being reported worldwide in studies carried out with E. coli and K. pneumoniae strains raising future concerns. Thus, resistance data should be constantly updated. We conclude that the local data gathered in this study can be used in the fight against relevant bacterial nosocomial bloodstream infections and can be effective in creating successful empirical treatment models and preventing the spread of such microorganisms.

Key Words: Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae, Nosocomial infection, Antibiotic resistance, Extended-spectrum beta-lactamase

GİRİŞ

Hastanede gelişen bakteremiler, tüm dünyada hastanede yatırılarak takip ve tedavi edilen hastalarda gelişen morbidite ve mortalitenin en önemli nedenlerindendir. Nozokomiyal bakteremilerin sıklığı ve bu infeksiyonlara neden olan bakterilerin antibiyotiklere direnç oranları artış göstermektedir[1].

Gram-negatif basiller kan akımı infeksiyonlarıyla ilişkili olarak önemli oranda ölümle sonuçlanan infeksiyonlara neden olabilir. Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae birçok sistem infeksiyonlarında en sık karşılaşılan gram-negatif patojenler arasında yer alır[2,3].

Son zamanlarda yapılan çalışmalarda E. coli ve K. pneumoniae suşlarında beta-laktam ajanlara karşı birden fazla direnç mekanizmasının gelişebildiği ve bu bakterilere bağlı gelişen infeksiyonların tedavilerinde çeşitli güçlükler yaşanabileceği bildirilmiştir. Burada sorumlu tutulan direnç mekanizmaları arasında en önemlisi genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (GSBL) enzimleridir[4]. GSBL'ler klinik olarak önemli enzimlerdir, değişik antibiyotik direnç genlerini içeren plazmidler aracılığıyla taşındıkları için çoklu ilaç direncine neden olurlar ve suşlar arasında kolayca yayılabilirler[5]. GSBL pozitifliği ülkeden ülkeye ve hastaneden hastaneye farklılık gösterebilmekte ve dünya genelinde artış göstermektedir. GSBL enzimi, penisilin, sefalosporin ve monobaktamlardan aztreonam gibi birçok beta-laktam antibiyotiği parçalayan enzimlerdir. Bu enzimi salgılayan bakterilerin neden olduğu infeksiyonların mortalite ve morbiditelerinin daha fazla olması ve tedavilerinin sorun teşkil etmesi nedeniyle dünyanın hemen her yerinde bu konu büyük önem taşımaktadır[4,6].

Yoğun bakım ünitesinde yatış, hastanede gelişen infeksiyon, geniş spektrumlu ve uzamış antibiyotik alımı, uzamış yatış, santral venöz kateter varlığı ve bağırsak kolonizasyonu gibi etkenler GSBL üreten bakteri infeksiyonları için risk faktörleri olarak bildirilmektedir[7]. Her ne sebeple olursa olsun gram-negatif hastane izolatlarında antibiyotiklere karşı giderek artan direnç antibiyotiklerin ampirik kullanımını sınırlamaktadır. Her merkezde GSBL oluşturan bakterilerin sıklığı ve antibiyotiklere direnç oranları değişiklik gösterebileceğinden, ülkemizde tedaviye yön verebilecek sürveyans araştırmalarına gereksinim duyulmaktadır[8].

Tüm infeksiyonlarda uygun antibiyotiklerin kullanılması oldukça önemlidir. Seçilecek antibiyotikler duyarlılık çalışmalarına göre belirlenmelidir. Ampirik tedavi verilmesi gereken durumlarda ise özellikle varsa o bölgede yapılmış direnç dağılımı çalışmalarının dikkate alınmasının tedaviye önemli katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.

Bu çalışmada Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji Laboratuvarında 2009-2012 yılları arasında nozokomiyal kan dolaşımı infeksiyonlarından izole edilen E. coli ve K. pneumoniae suşlarının kullanılan antibiyotiklere direnç oranlarının tespit edilerek bu konudaki literatüre ve başarılı ampirik tedavi modelleri oluşturulmasına katkı sunulması amaçlanmıştır.

MATERYAL ve METOD

Çalışmamızda 2009-2012 yılları arasında Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Hastanesinde nozokomiyal kan dolaşımı infeksiyonlarından izole edilen E. coli ve K. pneumoniae suşları incelenmiştir. Hastaların kan örneklerinden izole edilen 321'i E. coli, 104'ü K. pneumoniae olmak üzere toplam 425 suş çalışmaya dahil edilmiştir.

Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji Laboratuvarına gönderilen kan kültürleri otomatize sistemle (BACTEC 9120, BD Diagnostic Instrument Systems, USA) çalışılmış, 10 gün süreyle üreme sinyali vermeyenlere kontrol pasajı yapılmıştır. Üreme sinyali veren örnekler Columbia agar %5 sheep-blood (Salubris) ve Eosin Methylen Blue (EMB) agar (Salubris) besiyerlerine ekilerek 35.5-37°C'de 24-48 saat inkübe edilmiştir. Columbia ve EMB agar besiyerlerinde üreyen koloniler, üretici firma çalışma prosedürleri çerçevesinde ve "Clinical and Laboratory Standards Institute (CLSI)" önerileri doğrultusunda Phoenix NMIC ID/82 panellerine (Mc Farland 0.5) alınarak, BD Phoenix 100 (BD Diagnostic Instrument Systems, USA) sistemiyle tanımlama yapılmış ve antimikrobiyal duyarlılıkları belirlenmiştir[9].

Suşların antimikrobiyallere (ampisilin, sefotaksim, seftazidim, piperasilin-tazobaktam, imipenem, meropenem, amikasin, gentamisin, siprofloksasin, levofloksasin) direnç durumları ve GSBL varlığı laboratuvar kayıtlarından geriye dönük olarak incelenmiştir. Hastalardan ilk izole edilen suş çalışmaya alınırken aynı hastaya ait mükerrer izolatlar çalışma dışı tutulmuştur.

Sonuçlar SPSS 14.0 programıyla istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Direnç oranlarındaki farklılıklar ki-kare testiyle değerlendirilmiş, p< 0.05 değerleri anlamlı kabul edilmiştir.

Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji Laboratuvarında kullanılan bakteriyoloji sistemleri periyodik aralıklarla internal kalite kontrol suşlarıyla (ATCC 25922 E. coli, ATCC 27853 Pseudomonas aeruginosa, ATCC 700603 K. pneumoniae, ATCC 25923 Staphylococcus aureus, ATCC 29212 Enterococcus faecalis) kontrol edilmesinin yanı sıra, 2002-2008 yılları arasında UK NEQAS, 2008 yılından bu yana ise "College of American Pathologist (CAP)" eksternal kalite kontrol merkezleri tarafından denetlenmektedir.

BULGULAR

Çalışmamız süresi içerisindeki dört yıl boyunca nozokomiyal kan dolaşımı infeksiyonlarından izole edilen 321 E. coli ve 104 K. pneumoniae suşu incelenmiştir. Kan kültürlerinden izole edilen E. coli suşlarının 123 (%38.3)'ünde, K. pneumoniae suşlarının ise 28 (%26.9)'inde GSBL varlığı tespit edilmiştir.

GSBL üreten ve üretmeyen suşların kullanılan antibiyotiklere karşı direnç durumları incelendiğinde imipenem ve meropeneme karşı suşların hiçbirisinde direnç saptanmamıştır. Amikasin bu suşlara karşı ikinci sırada en az direnç gelişen antibiyotik olarak tespit edilmiştir. GSBL üreten ve üretmeyen tüm suşların kullanılan antibiyotiklere direnç durumları Tablo 1'de verilmiştir.


Tablo 1

Nozokomiyal kan dolaşımı infeksiyonlarından izole edilen toplam 425 E. coli ve K. pneumoniae suşunun 134'ü yoğun bakım ünitelerinden, 291'i ise diğer servislerden izole edilmiştir. Yoğun bakım ünitelerinden izole edilen suşların %56'sı E. coli, %44'ü ise K. pneumoniae olarak bulunmuştur. Yoğun bakım ünitelerinden izole edilen 43 (%57.3) E. coli ve 18 (%30.5) K. pneumoniae suşunda GSBL varlığı tespit edilirken, bu oran diğer servisler için sırasıyla 80 (%32.5) ve 10 (%22.2) olarak bulunmuştur. Yoğun bakım ünitelerinde izole edilen E. coli suşlarında istatistiksel olarak anlamlı ölçüde daha yüksek GSBL oranları mevcut iken (p= 0.001), K. pneumoniae suşlarında anlamlı farklılık saptanmamıştır (p= 0.345). İzole edildikleri servislere göre E. coli ve K. pneumoniae suşlarının antibiyotiklere direnç durumları Tablo 2'de verilmiştir.


Tablo 2

Çalışmamız süresi boyunca dört yıl içerisinde yoğun bakım ünitelerinden izole edilen E. coli ve K. pneumoniae suşlarında GSBL oranlarının yükselmekte olduğu görülmüştür. E. coli için 2009 yılında %44.4 olan GSBL oranı, 2012 yılında %54.5 olarak tespit edilmiştir. Yine K. pneumoniae'da GSBL oranı aynı yıllar için %18.8 ve %33.3 olarak bulunmuştur. Çalışmamız süresi içerisindeki dört yıl boyunca saptanan GSBL oranları ise 2009 yılından, 2012 yılına kadar E. coli için sırasıyla %33.6, %32.1, %45.1 ve %42.4 olarak gerçekleşmiştir. K. pneumoniae için ise bu oranlar yıllara göre %16.8, %24.3, %34.1 ve %32.4 olarak tespit edilmiştir.

TARTIŞMA

Günümüzde toplumda ve hastanede gelişen bakteremilerdeki antibiyotik direncindeki artış tedavide önemli bir sorun oluşturmaktadır. Son yıllarda özellikle GSBL üreten suşların yüksek oranlara ulaşması, karbapenem dışı beta-laktam antibiyotiklerin kullanımını büyük oranda sınırlamış olup, karbapenemler ve beta-laktam dışı antibiyotiklerin tedavideki önemini artırmıştır[10]. Tedavisi pahalı ve güç infeksiyonlara neden olan, GSBL üreten E. coli, K. pneumoniae ve diğer gram-negatif enterik bakterilerin GSBL üretim oranları, her merkez tarafından izlenmeli, tedavide tercih edilen geniş spektrumlu beta-laktam antibiyotikler dikkatlice kullanılmalıdır[11].

Çalışmamızda E. coli ve K. pneumoniae suşlarının dört yıllık ortalama sonuçları incelendiğinde E. coli suşlarında %38.3, K. pneumoniae suşlarında ise %26.9 oranında GSBL varlığı tespit edilmiştir. Dünyanın farklı bölgelerinde çalışmanın niteliğine ve bölgesel özelliklerine göre ortalama %17-40, yurdumuzda yapılan çalışmalarda yine E. coli için %15-32, K. pneumoniae için %17-38 arasında GSBL oranları bildirilmiştir[8,12,13,14,15,16,17,18,19,20]. Çalışmamızda E. coli suşlarında, K. pneumoniae suşlarına göre daha yüksek oranda GSBL varlığı tespit edilmiştir. GSBL pozitiflikleri ülkeden ülkeye ve hastaneden hastaneye farklılık gösterebilmektedir[4]. Yapılan bazı çalışmalarda E. coli için, K. pneumoniae suşlarından daha yüksek oranlarda GSBL pozitiflikleri bildirilmişken, her iki bakteri için benzer GSBL oranlarının verildiği ve K. pneumoniae için daha yüksek GSBL oranlarının verildiği çalışmalar da bulunmaktadır[8,17,19,20,21,22,23,24,25]. Görüldüğü gibi farklı merkezlerden farklı GSBL pozitiflikleri bildirilmektedir. Bu nedenle GSBL pozitiflikleri ile ilaçlara karşı oluşan direnç gelişimi ve lokal antibiyotik tedavilerinin belirlenmesi yönünden, sağlık merkezleri bilgilerini sürekli güncellemeli ve günümüzde sağlık merkezleri arasındaki hasta transferinin yoğunlaşması ve hastaların tedavisinde kullanılacak ampirik antibiyotik tedavisinin belirlenmesi açısından bu bilgileri paylaşmalıdır.

Dünyada, GSBL üreten özellikle E. coli ve K. pneumoniae suşlarında genel olarak bir artış söz konusudur[26]. Çalışmamızda 2009-2012 yıllarını kapsayan dört yıllık süreç incelendiğinde merkezimizdeki GSBL oranlarının da gerek E. coli, gerekse K. pneumoniae izolatları için artış gösterdiğini tespit ettik. Bu durumun infeksiyon kontrol programlarının ve antimikrobiyal ajan kullanım politikalarının uygulanmasındaki aksaklıklardan kaynaklanıyor olabileceğini düşünmekteyiz. GSBL'ler çok sayıda geniş spektrumlu beta-laktam antibiyotiğe direnç gelişmesine neden olmaktadır[27]. Çalışmamızda elde ettiğimiz verilerde de literatürle uyumlu olarak GSBL üreten suşlarda antibiyotiklere önemli oranda direnç artışı görülmüştür (Tablo 1). Bu durum, GSBL üreten suşların oranlarının arttığı düşünüldüğünde, ilerisi için endişe verici görünmektedir. Bu konuyla ilgili olarak infeksiyon kontrol programlarının ve doğru antimikrobiyal ajan kullanım politikalarının ciddiyetle uygulanması gerektiğini düşünüyoruz.

Beta-laktam antibiyotikler içerisinde yer alan karbapenemlerden, meropenem ve imipenem nozokomiyal infeksiyonların tedavisinde etkin olarak kullanılmaktadır[28]. Çalışmamızda kan dolaşımı infeksiyonlarından izole edilen E. coli ve K. pneumoniae suşlarında imipenem ve meropeneme karşı direnç saptanmamıştır (Tablo 1). Yurt dışında ve ülkemizde yapılan çalışmalarda da bizim çalışmamıza paralel olarak karbapenemlere karşı çok düşük düzeyde direnç bildirilmiş veya direnç saptanmamıştır[8,13,14,17,18,20,29,30,31]. Eldeki veriler ışığında karbapenemlerin bu infeksiyonların tedavisinde halen en etkin antibiyotik grubu olduğu anlaşılmaktadır.

Çalışmamızda karbapenemlerden sonra en duyarlı antibiyotiğin amikasin olduğu görülmüştür. En yüksek direnç ise ampisiline karşı bulunmuştur. Yurdumuzda yapılan yeni bir çalışmada Uzun ve arkadaşları bizim çalışmamızda elde ettiğimiz sonuçlara oldukça benzer sonuçlar aldıklarını bildirmişlerdir[17]. Yine Ardıç ve arkadaşları çalışmalarında ampisiline %81, amikasine %6 direnç tespit ederek çalışmamıza benzer sonuçlar bildirmişlerdir[18]. Karbapenemler ve aminoglikozidlerin etkin olduklarının görülmesine karşın bu antibiyotiklere direnç gelişiminin önlenebilmesi ya da en azından yavaşlatılabilmesi için mümkün olduğu kadar antibiyotik duyarlılık testlerinin yapılması, bunun mümkün olmadığı durumlarda özellikle yerel epidemiyolojik veriler ışığında etkin tedavi programlarının düzenlenmesi gerektiği düşünülmektedir.

Yoğun bakım üniteleri, solunum ve dolaşım yetmezliği gibi kritik durumlarda hastalara yaşamsal fonksiyon desteğinin verildiği birimlerdir. Yoğun bakım ünitelerinde infeksiyon gelişme oranları diğer kliniklere göre 5-10 kez daha yüksektir. Yaygın antibiyotik kullanımının en önemli sonucu ise dirençli mikroorganizmaların neden olduğu hastane infeksiyonlarıdır[32]. Çalışmamızda servislerden izole edilen E. coli'lerde GSBL oranı %32.5 iken, bu oran yoğun bakım ünitelerinde %57.3 olarak bulunmuştur. K. pneumoniae'da ise bu oran servislerde %22.2, yoğun bakım ünitelerinde %30.5 olarak bulunmuştur. Sonuçta literatürle uyumlu olarak yoğun bakım ünitelerinde, diğer servislere oranla kullanılan antibiyotiklere karşı daha yüksek direnç oranları tespit edilmiştir (Tablo 2). Yurt dışında farklı merkezlerde yapılan çalışmalarda E. coli ve K. pneumoniae'nın yoğun bakım ünitelerinde en sık izole edilen bakterilerden olduğu bildirilmiştir[33,34,35]. Bu çalışmalarda araştırıcılar birbirinden az çok farklı, ancak genel anlamda bizim çalışmamıza benzer şekilde yüksek direnç oranları bildirmişlerdir. Yurdumuzda yapılan çalışmalarda da benzer sonuçlar bildirilmiştir. Çelebi ve arkadaşları çocuklarda yaptıkları çalışmada yoğun bakım hastalarında, diğer kliniklere göre daha yüksek GSBL oranları tespit ettiklerini bildirmişlerdir[36]. Yine Akyar ve arkadaşları ile Aydemir ve arkadaşları da benzer şekilde diğer servislere göre yoğun bakım ünitelerinden daha yüksek oranlar bildirmişlerdir[19,37]. Bu nedenle direnç gelişimlerinin önlenebilmesi veya yavaşlatılabilmesi için özellikle yoğun bakım ünitelerinde infeksiyon kontrol programlarının ve uygulanan tedavi protokollerinin titizlikle üzerinde durulması gerektiğini düşünmekteyiz.

E. coli ve K. pneumoniae suşlarıyla yapılan direnç çalışmalarında tüm dünyada farklı merkezlerden farklı oranlar bildirilmektedir. Ancak ortak nokta direnç oranlarının genel olarak her yerde yükseliş gösterdiğidir. Bu durum tedavi yönünden ileriye dönük endişeleri beraberinde getirmektedir. Bu nedenle ilaçlara karşı oluşan direnç gelişimiyle ilgili bilgiler sürekli güncellenmelidir. Çalışmamız sonucunda ortaya koyduğumuz lokal verilerin, ilgili bakterilere bağlı nozokomiyal kan dolaşımı infeksiyonlarıyla mücadelede kullanılarak başarılı ampirik tedavi modellerinin oluşturulmasında ve bu mikroorganizmaların yayılımının önlenmesinde katkı sunacağını düşünmekteyiz.

KAYNAKLAR

  1. Nagao M. A multicentre analysis of epidemiology of the nosocomial bloodstream infections in Japanese university hospitals. Clin Microbiol Infect 2013;19:852-8.
  2. Latta PD, Salimnia H, Painter T, Wu F, Procop GW, Wilson DA, et al. Identification of Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae, and Pseudomonas aeruginosa in blood cultures: a multicenter performance evaluation of a three-color peptide nucleic acid fluorescence in situ hybridization assay. J Clin Microbiol 2011;49:2259-61.
  3. Winn W Jr, Allen S, Janda W, Koneman E, Procop G, Schreckenberger P, et al. (eds). Koneman's Color Atlas and Textbook of Diagnostic Microbiology. Chapters 5-6. 6th ed. Baltimore: Lippincott Williams and Wilkins, 2006.
  4. Öncül O. Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae infeksiyonları ve tedavisi. Klimik Derg 2007;20(Özel sayı 1):215-22.
  5. Gupta V. An update on newer beta-lactamases. Indian J Med Res 2007;126:417-27.
  6. Pitout JD, Laupland KB. Extended-spectrum beta-lactamase producing Enterobacteriaceae: an emerging public health concern. Lancet Infect Dis 2008;8:159-66.
  7. Kang CI, Wi YM, Lee MY, Ko KS, Chung DR, Peck KR, et al. Epidemiology and risk factors of community onset infections caused by extended-spectrum ß-lactamase-producing Escherichia coli strains. J Clin Microbiol 2012;50:312-7.
  8. Gür D, Gülay Z, Akan ÖA, Aktaş Z, Kayacan ÇB, Çakıcı Ö ve ark. Türkiye'de hastane izolatı gram negatif bakterilerde yeni beta laktam antibiyotiklere direnç ve GSBL tipleri: çok merkezli Hitit sürveyansının sonuçları. Mikrobiyol Bul 2008; 42:537-44.
  9. Clinical and Laboratory Standards Institute. Performance standards for antimicrobial suscepti-bility testing, 21st Informational Supplement M100-S21. Wayne, PA: CLSI, 2011.
  10. Isturiz R. Global resistance trends and the potential impact on empirical therapy. Int J Antimicrob Agents 2008;32(Suppl 4):201-6.
  11. Ağca H. Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae suşlarının genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz üretimleri ve antibiyotik duyarlılık oranları. DEÜ Tıp Fak Derg 2011;25:169-73.
  12. Chong Y, Shimoda S, Yakushiji H, Ito Y, Miyamoto T, Kamimura T, et al. Community spread of extended-spectrum beta-lactamase-producing Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae, and Proteus mirabilis: a long-term study in Japan. J Med Microbiol 2013;62(Pt 7):1038-47.
  13. Datta S, Wattal C, Goel N, Oberoi JK, Raveendran R, Prasad KJ. A ten year analysis of multi-drug resistant blood stream infections caused by Escherichia coli & Klebsiella pneumoniae in a tertiary care hospital. Indian J Med Res 2012;135:907-12.
  14. Alipourfard I, Nili NY. Antibiogram of extended spectrum beta-lactamase (ESBL) producing Escherichia coli and Klebsiella pneumoniae isolated from hospital samples. Bangladesh J Med Microbiol 2010;4:32-6.
  15. Ortega M, Marco F, Soriano A, Almela M, Martinez JA, Munoz A, et al. Analysis of 4758 Escherichia coli bacteraemia episodes: predictive factors for isolation of an antibiotic-resistant strain and their impact on the outcome. J Antimicrob Chemother 2009;63:568-74.
  16. Diaz MA, Hernandez JR, Martinez LM, Bano JR, Pascual A, Grupo de Estudio de Infección Hospitalaria (GEIH). Extended-spectrum beta-lactamase producing Escherichia coli and Klebsiella pneumoniae in Spanish hospitals: 2nd multi center study (GEIH-BLEE project, 2006). Enferm Infecc Microbiol Clin 2009;27:503-10.
  17. Uzun BK, Güngör S, İlgün MŞ, Özdemir R, Baran N, Ergin ÖY. Kan kültürlerinden izole edilen Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae izolatlarında genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz sıklığı ve in vitro antibiyotiklere direnç paternleri. ANKEM 2012;26:181-6.
  18. Ardıç N, Karakaş A. Yatan hastalardan izole edilen E. coli ve K. pneumoniae suşlarının çeşitli antibiyotiklere direnç durumu: beş yıllık veriler. Türk Fiz Tıp Rehab Derg 2012;58:189-93.
  19. Akyar I, Kocagöz S, Kocagöz T, Sar NS, Gültekin M, Ercis S, ve ark. Beş yılda izole edilen 15434 Escherichia coli ve 3178 Klebsiella spp. suşunda genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz üretiminin yıllara, kliniklere ve örnek türlerine dağılımı. ANKEM 2010;24:34-41.
  20. Gür D, Hascelik G, Aydin N, Telli M, Gültekin M, Ogünç D, et al. Antimicrobial resistance in gram-negative hospital isolates: results of the Turkish HITIT-2 Surveillance Study of 2007. J Chemother 2009;21:383-9.
  21. Zarakolu P, Metan G, Hasçelik G, Akova M. Hastane enfeksiyonu etkeni olarak kan kültürle-rinden izole edilen Escherichia coli ve Klebsiella spp. suşlarında genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz prevalansı. Mikrobiyol Bul 2007;41:579-84.
  22. Güzel Tunçcan Ö, Tozlu Keten D, Dizbay M, Hızel K. Hastane kaynaklı Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae suşlarının ertapenem ve diğer antibiyotiklere duyarlılığı. ANKEM 2008;22:188-92.
  23. Al-Muhtaseb M, Kaygusuz A. Kan kültürlerinden izole edilen Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae suşlarında genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (GSBL) sıklığı. ANKEM 2008;22:175-82.
  24. Uyanık MH, Hancı H, Yazgı H, Karameşe M. Kan kültürlerinden soyutlanan Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae suşlarında GSBL sıklığı ve ertapenem dahil çeşitli antibiyotiklere in-vitro duyarlılıkları ANKEM 2010;24:86-91.
  25. Falagas ME, Karageorgopoulos DE. Extended-spectrum beta-lactamase-producing organisms. J Hosp Infect 2009;73:345-54.
  26. Balıkçı E, Keskin C. Çeşitli nozokomiyal infeksiyonlara neden olan Klebsiella pneumoniae ve Escherichia coli suşlarında genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz enzimlerinin sıklığının moleküler yöntemlerle araştırılması. Türk Mikrobiyol Cem Derg 2011;41:79-85.
  27. Turner PJ. Extended-spectrum beta-lactamases. Clin Infect Dis 2005;41:273-5.
  28. Shah PM. Parenteral carbapenems. Clin Microbiol Infect 2008;14(Suppl 1):175-80.
  29. Taneja J, Mishra B, Thakur A, Dogra V, Loomba P. Nosocomial blood-stream infections from extended-spectrum-beta-lactamase-producing Escherichia coli and Klebsiella pneumonia from GB Pant Hospital, New Delhi. J Infect Dev Ctries 2010;4:517-20.
  30. Çetin ES, Demirci M, Kaya S, Arıdoğan BC, Adiloğlu AK, Göksu Y ve ark. Kan örneklerinden izole edilen Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae ve Enterobacter suşlarının antibiyotiklere duyarlılıkları. Türk Mikrobiyol Cem Derg 2006;36:20-4.
  31. Uyanık MH, Hancı H, Yazgı H, Karameşe M. Kan kültürlerinden soyutlanan Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae suşlarında GSBL sıklığı ve ertapenem dahil çeşitli antibiyotiklere in-vitro duyarlılıkları. ANKEM 2010;24:86-91.
  32. Mızrakçı SO, Arda B, Erdem HA, Uyar M, Tünger A, Sipahi OR ve ark. Anesteziyoloji ve reanimasyon yoğun bakım ünitesinde GSBL üreten Klebsiella pneumoniae ve Escherichia coli kolonizasyonu için risk faktörleri. Mikrobiyol Bul 2013;47:223-9.
  33. Wen MY, Zeng HK, Huang WP, Fang M. Distribution and antibiotic resistance of bacteria causing bloodstream infections in patients in intensive care unit. Zhonghua Wei Zhong Bing Ji Jiu Yi Xue 2013;25:215-8.
  34. Cortes JA, Leal AL, Montanez AM, Buitrago G, Castillo JS, Guzman L, et al. Frequency of microorganisms isolated in patients with bacteremia in intensive care units in Colombia and their resistance profile. Braz J Infect Dis 2013;17:346-52.
  35. Zhanel GG, DeCorby M, Laing N, Weshnoweski B, Vashisht R, Tailor F, et al. Antimicrobial-resistant pathogens in intensive care units in Canada: results of the Canadian National Intensive Care Unit (CAN-ICU) Study, 2005-2006. Antimicrob Agents Chemother 2008;52:1430-7.
  36. Çelebi S, Yüce N, Çakır D, Hacımustafaoğlu M, Özkaya G. Çocuklarda genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz üreten E. coli İnfeksiyonlarında risk faktörleri ve klinik sonuçları: beş yıllık çalışma. Çocuk Enf Derg 2009;3:5-10.
  37. Aydemir H, Yalçı A, Pişkin N, Gürbüz Y, Türkyılmaz R. Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae suşlarının genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz üretme ve antibiyotik direnç oranları. Klimik Derg 2006;19:63-8.

Yazışma Adresi/Address for Correspondence

Yrd. Doç. Dr. Cem ÇELİK

Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi

Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

58140 Sivas-Türkiye

E-posta: cemcelik58@gmail.com

Yazdır